Genel

İnsan Neden Söylediğini veya Yaptığını İnkar Eder?

İnsan Neden İnkar Eder?

İnkar , kişinin yaptığını, söylediğini, tanık oldugunu saklaması , gizlemesi , yadsımasıdır ve görmezlikten
gelmesidir. Bir nevi reddetmektir.

Peki insan neden inkar eder?

İnsan neden inkar eder; Birey içinde bulunduğu sorunun bilinçli olarak rahatsız eden, acı veren, dayanılamayan istek, duygu, düşünce, gereksinim gibi yönlerinden uzaklaşmak için, olayın varlığını kabul etmez, görmezlikten gelir, yokmuş gibi davranır, önemsemez ve kaçınır. Bu durum kişinin yaşadığı sıkıntıyı azaltsa da başlangıçta,
olaya yönelik gerekli tedbir ve çareleri planlamayıp zarar görmesine en kötüsü de gerçeklerden uzak kalmasına yol açar. Ciddi bir rahatsızlığı olup, tedavi görmesi gerekirken kişinin hastalığı kabul etmemesi, ölen eşinin gidişini kabul etmeyip o varmış gibi her gün masaya tabağını koyması birkaç örnektir. Kişinin sahip olduğu inkar mekanizmasının kötü ve fazla bilinçsiz yönde olması hayatının birçok alanını kötü yönde etkiler, ailevi, iş hayatı, sosyal ortamı, ikili ilişkilerini ve bunlar gibi birçok ilişkileri. İlişkilerin sağlıklı bir şekilde yürümesine engel olan birçok etmen vardır. Kişilik yapımız ise bura da en büyük belirleyicilerimiz olur.

İnsan Neden İnkar Eder

İnkar psikolojik olarak ele alındığında:

Psikanalizin öncülerinden birisi olan Sigmund Freud’un Yapısal Kişilik Kuramında, kişilik üç ana
sistemden oluşur: id, ego ve süper ego. Davranış bu üç sistemin etkileşimlerinin ürünüdür. Bu
sistemlerden biri diğerinden bağımsız olarak tek başına çalışamaz. İd, kişiliğin temel sistemidir, kalıtsal
olarak gelen iç güdüleri de kapsayan ve doğuştan var olan psikolojik gizli güçlerin tümüdür( yemek,
seks,uyumak gibi) Ego, kişiliğin yürütme organıdır, süper ego ve id arasında köprü görevi görür. Süper
egoda çocuğun anne babası tarafından kazandığı geleneksel değerlerin , ahlak kurallarının (iyi kötü,
doğru yanlış gibi) ve toplum ideallerinin içsel temsilcisidir. Freud kişinin geliştirdiği birçok savunma
mekanizmalarının var olduğu söyler ve bunlar bilinçsizce oluşurlar, bu mekanizmaların oluşmasında
geçmiş yaşantılar, deneyimler, travmalar , aile yapısı, çevrenin önemli payı vardır.
Savunma mekanizmaları bireyin baş edemeyeceği bir durumla ilgili ortaya çıkabilecek kaygıdan ve bu
durumun yol açacağı sonuçlardan kendisini korumak ve bunu sürdürmek için bilinçsizce geliştirdiği
psikolojik stratejilerdir. Freud’ dan sonra Anna Freud 1936’da yayınlanan Ego ve Savunma
mekanizmaları adlı yapıtında babasının çalışmalarını genişleterek dokuz ayrı savunma mekanizması ele
aldı. Savunma mekanizmalarında egonun önemli bir işlevi vardır.İnkarda savunma mekanizmalarından
birisidir.

Karşılıklı etkileşimlerle , paylaşımlarla yürütülmesi gereken ilişki sürecinde bir tarafın bazı şeyleri yok
sayıp inkarlar da bulunarak ilişkiyi devam ettirmeye çalışması, beraberinde kişinin hem kendisinde hem
ilişkisinde önemli sorunlara yol açmaktadır. Kişide gerginlik, sıkıntı ve yorgunluk, karşı tarafta çaresizlik
ve öfke, ilişkide ise bozulma ve tıkanıklık olması kaçınılmazdır.
Anna Freud, genellikle hoşnutsuzlugu tanımayı reddetmeye ‘ Savunmanın ön dönemi’ ismini vermiştir.
Egonun savunma mekanizmaları, belli bir yere kadar ego bütünlüğünün korunması için gereklidir. Ancak
bu savunma mekanizmalarının kullanımının agır patolojik biçim aldığı durumlar sözkonusu olduğunda ,
kişilerde ruhsal açıdan sıkıntılar yaratmaya başlar. Kişide, gerçeği değerlendirme yetisinin gittikçe
gelişmesi, gerçeğin bu şekilde tamamen değiştirilmesini olanaksız kılar. Bununla birlikte bu yadsıma,
inkar eğilimleri etkin kalmaya çalışırlar.

Egonun ve gerçeklik ilkesinin iyi yönde gelişmesi, denemeyi ve belleği pekiştirir ve inkar eğilimini gittikçe zayıflatır. Ego zayıf kaldığı sürece inkar eğilimine yatkınlık artacaktır. Ego ne kadar iyi gelişirse inkarda o denli geride kalır.

 

Bir danışanımın inkar olayını, onun ağzından sizlerle paylaşmak isterim.

Benim hayatımda da bir çok inkarım oldu ama hiç unutmadığım en büyük
inkarım 18 yaşımdayken babaannemin ölümünü bir türlü kabullenemiyor oluşumdu. Her sabah ve
akşam masaya o varmış gibi servis açmaya , kıyafetlerini yıkamaya, ayakkabılarını boyamaya devam
etmiştim yaklaşık 3 4 aydır. Bunu asla kabullenemiyor ve bilinçsizce yapıyordum neden böylesin diye
soran insanlara tepkimi sert bir şekilde veriyordum gerçekte o ölmedi diye. Ben ‘gerçekten’ uzak, onunla
yüzleşmekten kaçar haldeydim çünkü gerçeğe her yaklaşıyor oluşumda canımın daha çok acıdığını,
yandığını fark ediyordum. Gerçek yokmuş gibi davranmak, onu umursamıyor olmak, ondan kaçmak,
görmemezlikten gelmek beni rahatlatıyordu. Bir süre sonra gerçeği kabul edip, gerçekle karşı karşıya kaldığımda,  inkar mekanizma mı geride bırakmam kolaylaştı.

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız Giriş

Yorum Yazabilirsiniz

Popüler Makaleler

Yukarı Çık
Call Now ButtonRandevu İçin Arayabilirsiniz.